İslam ’ danÖnceArabistan’ınDurumu:İslam’dan önce Arabistan’da putçuluk inancıhakimdi.İnsanlarkendi elleriyle yaptıkları putlaratapıyorlardı. Toplum ahlakı sıfıra inmişti. İçki,ku mar,fuhuş,zina,faiz,rüşvet gibikötü olaylar gün lük hayatın bir parçası haline gelmişti. Müşrikler yeni doğan kız çocuklarini diri diri toprağa göme cek kadar vahşileşmişlerdi.İnsanlar kurtarıcı bir el bekliyorlardı. İşte bu döneme’ ’ C a h i l i y eD ö n e m i ’’denir . Peygamberimiz’indoğumundan52gün önce cereyanedenFil Vakasıda insanları şaşkına çevirmisti.Hz.Peygamber (s.a.v) ’ inAilesi:Babası;Kureyş kabilesi’nin Haşim Oğulları soyundan Abdülmuttalib’in oğluAbdullah,Annesi;Kureyş kabilesinin Zühre Oğulları so yundan Vehb’ib kızı Amine’dir.Doğumu:12 Rabiülevvel(20 Nisan) 571 Pazartesi günü sabaha karşı Mekke’de doğdu.
DoğduğuGeceOrtayaÇıkanHarikuladeOlaylar:1-İran Kisrasının sarayının burçlarının devril mesi,2-Mecusilerin 1000 yıldır yanan kutsal ateşleri nin sönmesi,3-Semave deresinin taşması,4-Save gölünün yere batması,5-Ünlü Mecusi bilgin Mudiban’ın gördüğü kor kunç rüya.(Rüyasında Kabe’deki putların yüzüs tü devrildiğini görmüş,dehşetle uyanarak o gece doğan bir çocugun peygamber olacağını ve Kabe yi putlardan temizleyeceğini söylemişti.)Çocuklugu:( 8 yaşınakadarolansüre )Hz.Peygamber(s.a.v)’in doğumundan 2 ay önce babası vefat etti.Doğumundan kısa bir süre sonra süt anneye verildi. Süt annesi Halime ve kardeşi Şeyma,onu çok sevdiler. Daha ilk günden evlerine bereket getirmişti. 4 yaşınagelinceHz.Peygambe r’i annesi Amine’ye teslim ettiler.(Şakkı sadr)6 yaşina kadar annesinin yanında kaldı.6 yaşında annesi ile birlikte babasının Medine’deki mezarını ziyarete gittiler. Dönerken annesi de vefat etti. 6 yaşından 8 yaşına kadar dedesi Abdülmuttalib’in yanında kaldı.Gençliği: ( 8yaşından25yaşınakadar )Hz.Peygamber 8 yaşındayken,dedesi Abdül muttalib vefat etmiş,vefatından önce de Efendimiz(s.a.v)’i amcası Ebu Talib’e emanet etmişti. Ebu Talib ticaretle uğraşıyordu. Peygamberimiz, Ebu Talib’in evinde yakın bir ilgi ve alaka ile büyüyordu. Amcası onu çok seviyor,o da amcasının bir dediğini iki etmiyordu. Ev işlerinde yardımcı oluyor,hatta onun koyun ve keçilerini otlatıyordu.13 yaşına gelince,amcasıyla birlikte ticaret kervanlarına katılmaya başladı. İlk olarak,Suriye istikametine giden kervana katıldı. Şam’ın güneyinde Busra denilen bir yerde Bahira adında bir rahiple karşılaştı. Bu rahip,Allah’ın bir olduğuna,Hz.İsa nınilah olmadığına inandığı için diğer Hıristiyanlar tarafından kovulmuştu. Bahira, kervanınüzerinde ilerleyen bulutu görmüş,son peygamberin bu kervanın içinde olduğunu anlamıştı.Bunları yemeğe davet etti. Efendimiz(s.a.v)’le tanıştı.Amcasına onu derhal Mekke’ye geri götürmesini,çünkü onda beklenen son peygamberin alametlerinin bu lunduğunu,Yahudiler bunu fark ederlerse onu öldürebileceklerinisöyledi. BununüzerineEbu Talib, Şam’a gitmekten vazgeçti. Mallarını burada satıp geri döndü.Hz.Peygamber Efendimiz(s.a.v), kervanlara katıla katıla iyi bir tüccar olmuş,artık tek başına kervan yönetecek hale gelmişti. Aynı zamandaahlakı,dürüstlüğü,hile ve aldatmadan uzak oluşu ile de etrafındakilerino kadar ilgisini çekmisti ki,onu ’’el-emin’’(güvenilir insan) diye çagırmaya başladılar.Evliliği :( 25 yaşından 40 yaşına kadar olan süre)Hz.Peygamber Efendimiz(s.a.v),25 yaşında iken zengin ve dul birkadın olanHz.Hatice’nin ticaretkervanınıyönetmeyebaşladı.Kervan Pey gamberimizindürüstlüğüsayesinde büyükbir kârla geri döndü. Hz.Hatice bu dürüstlüğünden dolayı Peygamberimiz’e hayran kaldı. Ona evlenme teklifi etti. Sonra büyüklerin araya girmesiyle nikahları kıyıldı ve mutlu bir yuva kuruldu. Bu sırada Hz.Peygamberimiz 25, Hz.Hatice ise 40 yaşındaydı.Çocukları: Hz.Peygamber’in, Hz.Hatice’den 2’si erkek,4’ü kız olmak üzere toplam 6 çocuğu oldu. Sırasıyla:
Bunlardan,Kasım ve Abdullah küçük yaşta vefat ettiler. Kızları büyüdüler. Fakat Fatıma’nın dışındakiler Efendimiz’den önce vefat ettiler.Kâbe Hakemliği: (605 yılı)Hz.İbrahim ve oğlu Hz.İsmail(a.s) tarafından yapılan Kabe’nin duvarları yıpranmıştı.Tamir etmek içintemeline kadaryıkıpyeniden yapmaya başladılar. Ancak, cennetten indiğine inanılan ve kutsal bir taş olan ’’Hacerül Esved” ’e sıra gelince aralarında anlaşmazlık çıktı.Bütün kabileler o taşı kendileri koymak istiyorlardı. Orada bulunan yaşlı birisi şöyle bir teklifte bulundu:’’Kabe’ye ilk gelen kişi hakem olsun.O ne derse öyle yapalım ”.Bu teklifkabul edildi.Tam o sırada Peygamberimiz oraya gelince hepsi sevindi.’el-emin,el-emin” diye bağırmaya başladılar.Çünkü Efendimizhepsinin sevdiği bir insandı. Hırkasını yere serdi.Taşı üzerine koyupher kabileden birkişiyehırkanın bir ucundan tutturdu.Taşı yerine kadar taşıttı.Sonra taşıalıp kendisiyerinekoydu. Böylece ciddi bir tehlike de önlenmişoldu.
Pek çok değer ölçüsünün unutulduğu, ailevî ve ictimaî esasların yerle bir olduğu zamanımızda, anne-baba hakkı da bu umumî yozlaşmadan nasibini aldı. İnsanın en başta hürmet etmesi gereken iki kudsî varlık, bugünün şımarık nesilleri tarafından sadece birer yük gibi kabul edilir oldu. Aslında, daha küçük birer canlı halinde var olmaya başladıkları günden itibaren, hep anne-babanın omuzlarında dolaşan ve onların kucaklarında gelişip büyüyen çocuklardı yük olan; fakat, anne-babanın derin şefkati, yavrularını yük değil mukaddes birer emanet olarak görmelerini sağlıyordu. Onların hayat boyu devam eden fedakarlıkları karşısında çocukların da onlara sevgi ve hürmetle muamele etmeleri hem bir insanlık borcu hem de bir vazifeydi; her insan, kendi ebeveyninin kadrini bilmeli ve onları Hakk’ın rahmetine ulaşmaya vesile saymalıydı. Heyhat ki, günümüzde sadece Allah’a karşı saygısız olanlar arasında değil, O’nu sevdiğini iddia edenlerin içinde bile, anne ve babalarının varlıklarını istiskal eden, yaşamalarına karşı bıkkınlık gösteren ve sürekli saygısızlıkta bulunan insan bozması canavarlar türedi.
Hz. Ebu Eyyub radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir adam gelerek: 'Ey Allah'ın Resülü! Bana (dini) öğret ve fakat çok özlü olsun!' dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: 'Namazına kalktığın vakit (dünyaya) veda edenin (namazı gibi) namaz kıl. Sonradan (pişman olup) özür dileyeceğin söz söyleme. İnsanların elinde bulunan (dünyalık şeylerden) ümidini kesmeye azmet!' buyurdular.'
DUA
Ey mülkün Sahibi Allah’ım, dilediğine mülkü verirsin , dilediğinden de çeker alırsın , dilediğini aziz edersin , dilediğini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Sen Herşeye Kadirsin. Al-i İmran , 26